Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurusu Hk.

                                        ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU HK. 

07/05/2010 tarihinde kabul edilen 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la yürürlükte olan Anayasamızın,

 

-           Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşuna ilişkin 146’ncı,

-          Üyelerinin görev süresi ve üyeliğin sona ermesine yönelik 147’nci,

-          Görev ve yetkilerini düzenleyen 148’inci ve

-          Çalışma ve yargılama usulüne ilişkin 149’uncu maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.                          

 

Bu çerçevede, Anayasa’nın 148’inci maddesinin ilk fıkra hükmünde yapılan tadille Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri arasına bireysel başvuruları karara bağlama da eklenmiştir. Söz konusu maddeye eklenen fıkralar kapsamında

Herkesin, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,

 İhlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği, Ancak bireysel başvuruda bulunabilmek için;

-           Olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasının şart olduğu,

-          Kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağı ve

-          Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

 

Bireysel başvuru ya da anayasa şikâyeti, kamu gücü tarafından, temel hak ve özgürlükleri ihlâl edilen bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlanmaktadır.

Bireysel başvuru hakkının kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda yer aldığı gibidir.

 

1-Bireysel Başvuru Hakkına Sahip Olanlar:

Bireysel başvuru hakkı ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlere tanınmıştır. Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.

Kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru yapmasına imkân tanınmamıştır. Özel hukuk tüzel kişilerinin ise sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmesi öngörülmüştür.

 

2-Güncel ve Kişisel Bir Hakkın Doğrudan Etkilenme Şartı:

Bireysel başvuruda bulunulabilme şart kişinin Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden en az birinin kamu gücüne dayalı bir işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edilmiş olmasıdır. Güncel ve kişisel bir hakkın doğrudan ihlali kabul edilebilirlik için gerekli ve yeterli olmakla birlikte kişinin zarara uğramış olması zorunlu değildir. Zarar görme tazminatla ilgili bir sorundur.

Başvuru için aranan kişisellik şartı, şikâyet konusu işlem, eylem veya ihmalden başvurucunun kendisinin etkilenmesini anlatmaktadır.  Başvurunun yapıldığı anda temel hak ihlaline neden olan işlem, eylem veya ihmalin gerçekleşmiş olması gerekir. Kendilerine hiçbir zaman uygulanmamış ve uygulanma ihtimali olmayan işlem veya eylemler ya da ihmallerin bireysel başvuruya konu edilmesi söz konusu değildir.

 

3-Kanun Yollarının Tüketilmiş Olması:

Anayasanın 148’inci maddesinin 3’üncü fıkrasının son cümlesi uyarınca bireysel başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Bireysel başvuru yolunun devreye girebilmesi için öncelikle hukuk sistemi çerçevesinde öngörülen kanun yollarının kullanılarak hak arama sürecinde olağan bütün imkânların değerlendirilmesi zorunludur.

 

olağan imkanlar değerlendirilmeden ve hukukun mevcut yolları sonuna kadar tüketilmeden kanun yollarından netice alınamadığı ve olağan kanun yollarının tüketildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamaz. Dolayısıyla, hakkı ihlal edilen kişinin kendi hatasından kaynaklanan nedenlerle, örneğin ihmal veya kusuru nedeniyle kanun yollarına ilişkin dava, itiraz veya temyiz süresini kaçırması halinde yasa yollarının tüketilmesinden söz edilmeyecek ve bireysel başvuru kabul edilmeyecektir. Bu noktada, bir yargı kararını temyiz etmeyerek kesinleştirme ya da süre koşuluna uyulmadığı için temyiz isteminin reddedilmesi kanun yollarının tüketildiği anlamına gelmez.

 

4-Bireysel Başvuru Dilekçesi:

Bireysel başvurular, 6216 sayılı Kanun’da ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünde belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne ilişkin usul ve esasların İçtüzükle düzenlenmesi öngörülmüştür.

Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.

 

5-Bireysel Başvuru Süresi

Bireysel başvurunun,

· Başvuru yollarının tüketildiği,

· Başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.

 

6-Bireysel Başvuru Harcı

Bireysel başvurular harca tabidir. 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (1) Sayılı Tarife’nin “Yargı Harçları” başlığı altındaki mahkeme harçları arasında yer alan başvurma harcını düzenleyen fıkrasına 6216 sayılı Kanunun 75/8’inci maddesi ile eklenen 4’üncü bentle Anayasa Mahkemesine başvurulara ilişkin harç uygulaması ve harç miktarı düzenlenmiştir.

 

BİREYSEL BAŞVURU YOLUNUN VERGİ HUKUKU ALANINDA UYGULANMA İMKÂNI

 

Anayasamızda öngörülen bireysel başvuru yolunun kapsamını belirleyen sınır taşı olarak Anayasa ve AİHS ile koruma altındaki temel hak ve özgürlüklerin kamu gücüne dayalı olarak ihlal edilmesi formülü vergi ilişki açısından da gündeme gelebilecek bir durumdur. Bu çerçevede, bireysel başvuru yolunun vergi hukukunda uygulanma imkânının sınırlarının belirlenmesi için aşağıdaki bölümlerde açıklandığı üzere vergi ilişkisinin kamu gücü yönü ve bu ilişkinin bireysel başvuru yolunu açacak bir ihlale neden olması açısından Anayasa ve AİHS kapsamında güvence altına alınan hak ve özgürlüklere bakan boyutu önemlidir.

 

1-Vergi İlişkisi ve Kamu Gücü

 

Vergi ilişkisi esasen maddi ve şekli vergi ödevlerinin yerine getirilmesi boyutuyla; yükümlü ile vergi idaresi arasındaki her türlü münasebeti ifade etmekle birlikte, cebrilik temelli bu ilişki mali egemenliğe dayalı kamu gücünün kişinin temel hak ve özgürlük alanına yönelik olarak tam anlamıyla uygulandığı ve varlık kazandığı bir zeminde gerçekleşir. Kişinin temel hak ve özgürlük alanına vergi ilişkisi kapsamında yapılan kamu müdahalesi ancak hukuk devleti anlayışı içinde hukuki zemini sağlayan temel ilke ve esaslara dayalı olarak yürütüldüğünde meşruluk kazanır.

Devletin kişinin temel hak ve özgürlük alanına vergilendirme aracıyla yaptığı müdahale ancak Anayasa ile sınırları çizilen ilke ve esaslara uygun şekilde gerçekleştirildiğinde kabul edilebilir ve geçerlilik kazanır. Taraflar arasındaki irade eşitsizliğinin en üst düzeyde olduğu ve hissedildiği vergi hukuku alanında devlete karşı kişinin temel hak ve özgürlüklerinin hukuki yönden koruması özel bir önem taşır.

Vergi ilişkisi, kişiye yönelik maddi ve şekli ödevler yüklemekle birlikte temel hak ve özgürlük alanına ilişkin sınırlamalar ve müdahaleleri de beraberinde getirir. Vergilendirme sürecinde kişinin Anayasa ve AİHS kapsamında güvence altına alınan hak ve özgürlükleri doğrudan etkilenir. Vergi ilişkisi içinde etkiye açık olan bu hak ve özgürlüklerden bazıları mülkiyetin korunması, adil yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel ve aile yaşamına saygı hakkı, insana yakışmayan ve aşağılayıcı davranış yasağı, seyahat özgürlüğü, etkili bir hukuki yola başvurma hakkı, ayrımcılık yasağı, çifte yargılanmama ve çifte cezalandırılmama hakkı olarak sayılabilir.

 

2-Vergilendirme Alanında Temel Hak ve Özgürlüklerin İhlali ve AİHS/AİHM Koruması

 

AİHS kapsamında korunan ve AİHM’ye başvuru hakkı tanınan ihlaller çerçevesinden bakıldığında, vergilendirme özünde kişinin mülkiyet hakkına yapılan bir müdahaledir. Ayrıca, vergi ilişkisinin uygulanmasına bağlı vergilendirme, tahsilât ve ceza kesme işlemlerinde de kişinin kamu gücüne dayalı idari işlemlere ve yaptırımlara maruz kalması nedeniyle hak ihlalleri gündeme gelebilir. Bu anlamda, vergilendirme ve tahsilâta bağlı olarak vergi borçlularının açıklanması örneğinde olduğu gibi insana yakışmayan ve aşağılayıcı davranış yasağı, arama uygulamasında olduğu gibi özel ve aile yaşamına saygı hakkı, eşitliğe aykırı vergilendirme uygulamalarında ise ayrımcılık yasağına ilişkin sorunlar gündeme gelebilir ve ihlaller olduğu ileri sürülebilir. Cezalandırmaya bağlı olarak kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine yönelik ihlaller oluşabilir. Ayrıca, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde hak arama özgürlüğüne ilişkin yolların etkinsizliği sorunu da gündeme gelebilir. Vergilendirme, tahsilât ve ceza kesme işlemlerine karşı hak arama özgürlüğü sürecinde etkili bir hukuki yola başvurma hakkına ve adil yargılanma hakkına ilişkin ihlaller meydana çıkabilir. Ayrıca, yargı kararlarının süresinde yerine getirilmemesi de bu kapsamda bir ihlal teşkil edebilir.

Vergi ilişkisi içinde temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesi durumunda bireysel başvuru yolu kullanılabilir. Ancak, bu yolun kullanılmasında öncelikle kamu gücüyle ihlal edilen hak ve özgürlüğün Anayasa ve AİHS kapsamında güvence altına alınmış bir hak olması ve mağdur tarafından bu haksızlığın giderilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir.

Genel hatlarıyla vergi hukukuna bağlı olarak bireysel başvuru yoluna taşınabilecek konulara bakıldığında, vergilendirme, tahsilât, cezalandırma ve uyuşmazlık çözümü sürecinde gerçekleştirilen işlemlerin ve verilen kararların niteliğine ve durumuna göre Anayasa ve AİHS kapsamında güvence altına alınan bir hak ve özgürlüğün ihlali iddiasıyla bireysel başvuru yolu kullanılabilir. Bu kapsamda, haksız ve hukuka aykırı vergilendirme işlemlerinde ve geciken düzeltmeler nedeniyle mülkiyet hakkına, vergi borçlularının kamuoyuna ilan edilmesi örneğinde olduğu gibi insana yakışmayan ve aşağılayıcı davranış yasağına, vergi incelemesi ve arama uygulamasında olduğu gibi özel hayat ve aile yaşamına saygı hakkına, eşitliğe aykırı vergilendirme uygulamalarında ise ayrımcılık yasağına ilişkin ihlal iddialarıyla başvurular gündeme gelebilir. Vergi cezalarının uygulanmasına bağlı olarak kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine yönelik ihlal iddiaları oluşabilir. Ayrıca, vergi uyuşmazlıklarının çözüm sürecinde de hak arama özgürlüğüne ilişkin yolların etkinsizliği iddialarına bağlı olarak başvurular yapılabilir. Vergilendirme, tahsilât ve ceza kesme işlemlerine karşı hak arama özgürlüğü sürecinde etkili bir hukuki yola başvurma hakkına ve adil yargılanma hakkına ilişkin ihlaller ya da yargı kararlarının süresinde yerine getirilmemesi nedeniyle başvuru yapılabilir.

 

Meslek içi Eğitim ve Mevzuat

          Komisyonu Üyesi

         Mehmet ÖZSEVER